Alt Sokak'ta bi eksik var bu hafta.. programın başında olamıycaz.. bu nedenle bugün çıkan single, haftaya yayında olacak...
o zaman kadar buradan idare edeceğiz :))
divvida'ya selam olsun :))
caylak sosyolog
18 Şubat 2011 Cuma
5 Aralık 2010 Pazar
Interpol konseri - 17/11/2010 @ Palasharp
Amerıkalı alternatif rock grubu Interpol'un Avrupa turnesine çıktığı ilk aylarda, kurban bayramına denk gelen konserlerine bakınca aslında 9 gunluk tatili nasıl değerlendireceğimi planlamak çok da güçc olmadi. Interpol 17 Kasım Milano konseri için Italya tatiline karar verildi. Annemi de tatilde yanımda sürükleme kararı verince en uygun uçak bileti araştırıldı ve Blu-expressten iki adet milano gidis dönüş bileti alındı.

Interpol'un Milano konseri Palasharp adında bir yerde düzenlendi. Çadırın içine girince ufak çaplı bir tribünle karşılaşıyorsunuz. Etkinliği oturarak ya da ayakta izlemek isteğinize kalmış. Devasa bir alan değil, ama küçük olmadığı da kesin. Konser saati 20:30 olarak görünüyordu. Interpol öncesinde sahneye Jurassic Park tema müziği ile çıkan genç bir grup vardı. Internette biraz bakındım ama kimdi onlar bilemiyorum. Genç ve ümit vadeden bir gruptu, yarım saat kadar sahnede kaldılar ve sonra da 21:30'da sahnede Interpol vardı...


Gecenin setlist'i
Success
Say Hello to the Angels
Narc
Length of Love
Summer Well
Rest My Chemistry
Slow Hands
C'mere
NYC
Barricade
Take You on a Cruise
Lights
PDA
Memory Serves
Not Even Jail
Milano seyircisi grubun elbette tekrar sahneye cikacagini biliyordu, kalabalik yerinden kıpırdamadı ve grubu sahneye çagıran tezahurat pek bir sönüktü. ama şarkılara eşlik eden ve kesinlikle keyif alan bir seyirci ile izledim,
bise cikan Interpol'un son sarkilari da soyleydi
The Lighthouse
Eveil
The Heinrich Maneuver
Interpol Türkiye'den geçecek olursa kesinlikte koşa koşa gideceğim. Çok güzel bir konserdi. Paul Banks seyirci ile cok fazla diyaloga girmiyor. Tesekkur etti sık sık, sadece bi ara gercekten gaza gelen seyirci icin `You're fucking awesome` demekle yetindi...
Güncelleme (31/05/2011) Yarın İstanbul Maçka Küçükçiftlik'te Interpol konseri var. grubun ikinci konserine dair görüntüler ve yorumlar gene bu sayfada olacak... ve evet konsere koşa koşa gidiyorum :)
Interpol'un Milano konseri Palasharp adında bir yerde düzenlendi. Çadırın içine girince ufak çaplı bir tribünle karşılaşıyorsunuz. Etkinliği oturarak ya da ayakta izlemek isteğinize kalmış. Devasa bir alan değil, ama küçük olmadığı da kesin. Konser saati 20:30 olarak görünüyordu. Interpol öncesinde sahneye Jurassic Park tema müziği ile çıkan genç bir grup vardı. Internette biraz bakındım ama kimdi onlar bilemiyorum. Genç ve ümit vadeden bir gruptu, yarım saat kadar sahnede kaldılar ve sonra da 21:30'da sahnede Interpol vardı...
Gecenin setlist'i
Success
Say Hello to the Angels
Narc
Length of Love
Summer Well
Rest My Chemistry
Slow Hands
C'mere
NYC
Barricade
Take You on a Cruise
Lights
PDA
Memory Serves
Not Even Jail
Milano seyircisi grubun elbette tekrar sahneye cikacagini biliyordu, kalabalik yerinden kıpırdamadı ve grubu sahneye çagıran tezahurat pek bir sönüktü. ama şarkılara eşlik eden ve kesinlikle keyif alan bir seyirci ile izledim,
bise cikan Interpol'un son sarkilari da soyleydi
The Lighthouse
Eveil
The Heinrich Maneuver
Interpol Türkiye'den geçecek olursa kesinlikte koşa koşa gideceğim. Çok güzel bir konserdi. Paul Banks seyirci ile cok fazla diyaloga girmiyor. Tesekkur etti sık sık, sadece bi ara gercekten gaza gelen seyirci icin `You're fucking awesome` demekle yetindi...
Güncelleme (31/05/2011) Yarın İstanbul Maçka Küçükçiftlik'te Interpol konseri var. grubun ikinci konserine dair görüntüler ve yorumlar gene bu sayfada olacak... ve evet konsere koşa koşa gidiyorum :)
3 Kasım 2010 Çarşamba
Sehirden indim koye
Bu Amerika tatili beni mahvetti :) saka bi yana Frankfurt aktarmali yolculugumuzda aktarma sonrasi cok sIkIcIydi. Yuksek binalari arasinda kaybolmanin mumkun olmadigi, 7/24 yasayan muhtesem bir sehirden Istanbul a indigimde bile koye hosgeldik dedim. Sonra Ankara'ya gecmek daha da fenaydi gercekten. Ankara'da surekli arabayla kaybolan ben New York'ta da metroda ters tarafa gitmeyi basardim. sehir kolay ama aktarma yapilabilen duraklar zaten anonslarla ve metro icindeki dijital tabelalarla gosteriliyor. bir de herkes yardim etmeye pek hevesli. metro haritasinin onunde iki kisi nereden nereye gidecegini tartisirken, beyazi zencisi fark etmekmiyor biri gelip nereye gitmek istediginizi sorup yardimci oluyor. 3 katmandan olusan metro guzergahlari ne kadar duzenli bir sekilde ifade ediliyorsa da haritalarda insan ilk bir iki gun adapte olamiyor. ama new york cok yasanasi bir sehirmis gercekten. kankalari ve kuzengilleri bir kez daha anladim ve saygi duydum.
tersten gidiyorum. son duragimiz new york tu. hemen oncesinde 1,5 gun Orlando'da gecti. universal studyolarinda ve adventure park da delirdik. o ne bicim rollercoster lar yahu... ciglik atmaktan 4 gun sesim kisik gezdim. hatta ses tellerimde ufak bir nodul de olusmus olabilir cok yormazsam bir kac haftada gececektir diye tahmin ediyorum.
giderken saatler suren yolculugun sonunda hic bir numarasi olmayan miami sadece sicak havasi sayesinde bunyeyi dinlendirdi. baska da bi numarasi yoktu gercekten. :)
new york new york diyorum.
bir sonraki yazim da mac book pro ile flortum olacak... malum hala adaptasyon sureci... hala keyifli... uzun uzun magic mouse anlatabilirim bi sonraki yazida... o derece hastasiyim yani :) coming soon o zaman
tersten gidiyorum. son duragimiz new york tu. hemen oncesinde 1,5 gun Orlando'da gecti. universal studyolarinda ve adventure park da delirdik. o ne bicim rollercoster lar yahu... ciglik atmaktan 4 gun sesim kisik gezdim. hatta ses tellerimde ufak bir nodul de olusmus olabilir cok yormazsam bir kac haftada gececektir diye tahmin ediyorum.
giderken saatler suren yolculugun sonunda hic bir numarasi olmayan miami sadece sicak havasi sayesinde bunyeyi dinlendirdi. baska da bi numarasi yoktu gercekten. :)
new york new york diyorum.
bir sonraki yazim da mac book pro ile flortum olacak... malum hala adaptasyon sureci... hala keyifli... uzun uzun magic mouse anlatabilirim bi sonraki yazida... o derece hastasiyim yani :) coming soon o zaman
30 Ekim 2010 Cumartesi
World of Mac
27 Ekim 2010 tarihi itibariyle artik ben de bir Mac kullanicisiyim. En yakin arkadaslarimdan biri Muzaffer'in yillardir icine cekmeye calistigi dunyanin icine girdim. Once cok abartili buldugum Muzaffer'in bu takintisini her gecen dakika daha iyi anliyorum, mac kullanmak gercekten keyifli bir seymis. her ne kadar orta derecede bir pc kullanicisiysam da su an da mac kullanicisi olmanin cok cok basindayim ve hala beceremedigim bi dolu sey var. pc de short cutlarda her halti yaptigim cntrl yerine mac da command kullanmam gerektigini ogrenmem gibi... simdilik mac in ici bombos. neyi nereye kaydettigini bile tam olarak anlamis degilim. her hangi bir application yukledigimde tak diye masaustune de atiyor (tam turk isi - her seyi once masaustune at sonra cope at. evet bu cope atma isini muzaffer de gormustum galiba :) gayet komik bir kullaniciyim. Su siralar Melbourne de bir Apple store da calismaya baslayacan biricik program partnerime sormam gereken daha cok soru olacak galiba. her sorumda da super komik duruma dusecegimi bildigim icin burada paylasmakta her hangi bir sakinca gormeyecegim. hatta ara ara huuhh sesleri cikartan mac im bana bir sey anlatmaya calisiyor galiba ama ben daha cozemedim. elbet onun da dilindan anlayacagim.
Bu mac dunyasi ile ilgili maceralarimla da caylak sosyolog blogumu tekrar harekete gecirmis olmaktan da ayri gururluyum. :)
yeni "tuce mac oreniyor" hikayelerimi bekleyiniz... :)
bu arada cok keyifli bir amerika tatili de geri de kaldi. bu izlenimlerimi de cici mac book prom dan ifade edecegim sanirim.
Bu mac dunyasi ile ilgili maceralarimla da caylak sosyolog blogumu tekrar harekete gecirmis olmaktan da ayri gururluyum. :)
yeni "tuce mac oreniyor" hikayelerimi bekleyiniz... :)
bu arada cok keyifli bir amerika tatili de geri de kaldi. bu izlenimlerimi de cici mac book prom dan ifade edecegim sanirim.
2 Mart 2010 Salı
10 Şubat 2010 Çarşamba
arrested development
tek kelimeyle mükemmel! hikayenin hastası oldum. ilk sezonu henüz bitirebilmiş değilim. haftasonu izleyebilme şansım olur mu bilinmez, kezaa çok çılgın wii planlarım var :)
buraya uzun uzun bir yazı için arrested development'in ilk sezonunu bitirmem gerek...
buraya uzun uzun bir yazı için arrested development'in ilk sezonunu bitirmem gerek...
3 Şubat 2010 Çarşamba
ne olacak bu lost'un hali?..
2 Şubat Salı gecesi 6. sezonu başlayan Lost'u Türkiye'de Çarşamba gecesi izleme şansı yakaladık... hemen öncesinde eski bölümlerden derlenmiş s06e00 sonrası 1,5 saatlik ilk iki bölüm sonrasında 4. sezon final bölümünde ne kadar sinirlendiğimi hatırladım. Çünkü 6. sezon açılışı da oldukça kafa bulandırıcı yeni sorularla başladı. 5. sezonda biraz sorulara cevap bulmaya başlamışken, son sezonun sorularla başlaması hoş oldu (!) tabii... bu sezonu da 18 bölümde bitirecekler. Yani iki baştan iki de sondan dersek bu işkence/eğlence/merak/heyecan 16 hafta sonra bitecek. Lost biterken de True Blood yeni sezon başlar, Lost'u unuturum o da ayrı :)
Dizi üzerine değil de daha çok dizi izleyenlerin kendi aralarında yarattıları dil ve ilişki ilgi çekici. Sosyal sigara ve alkol tüketimi gibi, Lost ya da benzeri dizileri internet üzerinden takip etmek, paylaşmak, üzerine yorum yapmak, bir çeşit sosyal paylaşım. Lost izlemek, lost izlememek... kendi içinde bir duruş göstergesi olarak bile algılanabilir diye düşünüyorum. Lost izlemeyi tercih etmemek ise oldukça eleştirel bir duruş... ben izleyip eleştiren kendi ile dalga geçen kategorisinde sıkışıp kalıyorum :) Lost gibi bir diziye belli bir mesefa durmaya çalışanların yanında bir de dünyadan bir haber olma hali var... o ise bu yazının konusu değil.
Uzun lafın kısası, Lost ve türevi dizilerin takipçisi olmak, teknoloji ile her yanı örülmüş hayatlarımızda kendimize yarattığımız yeni kimliklerin birer izdüşümü mü acaba? greys anatomy ya da house izleyenler, office takipçileri, 30 rock tutkunları... ağır lost fanatikleri vb. sosyamat.com sayfasında kendinizi tanımlama biçimi (hala var di mi o site :) )
neyse ben şimdi bir kaç bölüm Arrested Development izleyeceğim. Muzocan'ın tavsiyesiyle hastası olunmuş bu dizi hakkında da bi kaç kelam edesim var, ancak ilk sezonun ortalarına gelince...
(bloguma daha çok sahip çıkmaya başlıyorum... o ayrı bir heves... devamını getirebilmek umuduyla... bu gecelik bu kadar...)
Dizi üzerine değil de daha çok dizi izleyenlerin kendi aralarında yarattıları dil ve ilişki ilgi çekici. Sosyal sigara ve alkol tüketimi gibi, Lost ya da benzeri dizileri internet üzerinden takip etmek, paylaşmak, üzerine yorum yapmak, bir çeşit sosyal paylaşım. Lost izlemek, lost izlememek... kendi içinde bir duruş göstergesi olarak bile algılanabilir diye düşünüyorum. Lost izlemeyi tercih etmemek ise oldukça eleştirel bir duruş... ben izleyip eleştiren kendi ile dalga geçen kategorisinde sıkışıp kalıyorum :) Lost gibi bir diziye belli bir mesefa durmaya çalışanların yanında bir de dünyadan bir haber olma hali var... o ise bu yazının konusu değil.
Uzun lafın kısası, Lost ve türevi dizilerin takipçisi olmak, teknoloji ile her yanı örülmüş hayatlarımızda kendimize yarattığımız yeni kimliklerin birer izdüşümü mü acaba? greys anatomy ya da house izleyenler, office takipçileri, 30 rock tutkunları... ağır lost fanatikleri vb. sosyamat.com sayfasında kendinizi tanımlama biçimi (hala var di mi o site :) )
neyse ben şimdi bir kaç bölüm Arrested Development izleyeceğim. Muzocan'ın tavsiyesiyle hastası olunmuş bu dizi hakkında da bi kaç kelam edesim var, ancak ilk sezonun ortalarına gelince...
(bloguma daha çok sahip çıkmaya başlıyorum... o ayrı bir heves... devamını getirebilmek umuduyla... bu gecelik bu kadar...)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)